23 Ocak 2022

FİKRET ADİL BOHEM HAYATI

FİKRET ADİL BOHEM HAYATI

ASMALIMESCİT 74 / İNTERMEZZO / AVARE GENÇLİK VE GARDENBAR GECELERİ

Fikret Adil 1901 – 1973 yılları arasında yaşamış gazeteci ve çevirmen olarak çalışmış aynı zamanda İstanbul’un arka sokaklarını, arka sokaklarındaki insanları, yazarları, şairleri, aktrisleri kısaca İstanbul’un özellikle Beyoğlu’nun bohemlerini kaleme almış bir yazar. Bu anı yazılarının dışında yurtdışı gezi izlenimleri, tiyatro metinleri ve dönemin sanat hayatını ele aldığı yazıları mevcuttur.

Kitapları okurken Beyoğlu’nun arka sokaklarını keşfetmeyi seven biri olarak satır aralarına atıyorum kendimi, tam o dönemlerdeki gibi değil biliyorum ama İstanbul her dönem çekicidir.

İlk kitap Asmalımescit 74’ten başlayalım. Kitap ismini Fikret Adil’in Beyoğlu’nda kaldığı evin adından alıyor. Bu evde birçok kişi odaları kiralayarak kalıyor, Fikret Adil’de çatı katında bir odaya yerleşiyor. Bir dönem bu odayı Tevfik Fikret ile de paylaşıyor. Asmalımescit’i şöyle betimliyor Fikret Adil;

“Macera peşinde vatanını bırakan, hudut dışına atılan, yayan devri aleme çıkan ecnebiler ve barlarda çalışan bütün artistler Asmalımescit’te otururlar… Artist acenteliği, tefecilik, pansiyonculuk ve tellalcılıkla geçinirler, her lisanı konuşurlar, hiçbirisini okuyup yazamazlar, Türkçe imzalarını atmayı bilirler ve zabıtadan tanıdıkları çoktur. Marsilyalı bir ‘souteneur’, Napolili bir ‘lazzarone’, Şikago’lu bir ‘gangster’ kendini Asmalımescit’te yabancı saymaz.”

Fikret Adil gazeteci arkadaşı Bandi ile kaldıkları çatı katında bir sürü kadın arkadaşı ziyarete gelir. Jorjet, Lili, S.Hanım, Katingo, Piri, Leyla ve diğerleri. Parasız olunca bu çatı katında para olunca Beyoğlu’nun bohemlerinin takıldığı kahveler barlar ve gazinolarda, içki içip sohbet eden bu kalabalığın içinde tanıdık yazarlar ve ressamlarda mevcuttur.

Sandalla mehtaplı bir gecede boğaza açılan, Beyoğlu’nun karanlık sokaklarında eğlenen, artist kahvehanelerinde şiirler okuyup, resim yapıp sohbet eden, alkol, uyuşturucu, kumar ve kadınların bol olduğu gecelerde zamanlarını geçiren bu insanların hayatının hem eğlenceli hem de şaşırtıcı anıları dolu dizgin bu kitaplarda.

Birçok arkadaşı ile olan anısını kaleme alan Fikret Adil Asmalımescit 74 kitabını şöyle bitiyor;

“Biz, bir nehir gibi durmadan akan, ‘sahi’ dediğimiz bir şeyin arkasından koşuyoruz, nasıl o nehir denize dökülüp kayboluyorsa, ‘sahi’ de deniz kadar derin, onun kadar geniş, bizi, onu içerek tatmak ve tanımaktan meneden acı bir boşlukla kayboluyor… Yalnız yaşanılan dakikaların ‘sahi’si ve ‘yalan’ı vardır. Ben burada onları yazdım.”

İkinci kitap ise İntermezzo, kelimenin anlamına baktım bir müzik terimi. Rönesans’ta bir oyunun perdeleri arasında çalınan maskeli, dramatik, eğlenceli bir beste. Operada oyun aralarına yerleştirilmiş komik ara bölümler olarak geçiyor. Enstrümantal intermezzo ise lirik ve melodik bir müzik yapıtı olarak karşımıza çıkıyor.

Fikret Adil’in bize bahsettiği İntermezzo ise sanki hepsinden biraz biraz barındırıyor içinde. Sel yayınlarının 2015 baskısında olan kitapta önsözde Hüsamettin Bozok, Fikret Adil’den bahsediyor. Onun nasıl çok yönlü olduğu, dönemin ünlü simalarının mutlaka onun evine uğradıklarını, sohbetinin güzelliğini, insani yönünü ve sitemkar bir şekilde kalem aldığı yazarın yalnız ölümünü.

Kitaba gelince, 1932 İstanbul’unda geçiyor. Oyuncuların, yazarların, şairlerin ve bohemlerin İstanbul’u. Ana karakter ise Yorgos Pappas, 1903-1958 yılları arasında yaşamış Yunan oyuncu. Hem Yunan hem oyuncu olunca tabi biraz çapkın bir karakter. Kitapta dönemin İstanbul’unda ünlü olan birçok isim geçiyor. Fikret Adil çevresinde olanları ayrıntılı bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Bazen isimleri baş harfleri ile kodlayarak yazmış gizliliği korumak adına.

Pappas şıpsevdi bir karakter, kitapta birkaç kıza olan aşkından bahsediliyor ama en son Tina’ya âşık oluyor ve dönemin İstanbul – Atina gazetelerini meşgul eden aşk hikayesi başlamış oluyor. Yahudi olan Tina’nın Pappas ile kaçması sonucu hareketlenen hikâyede Tina’nın varlıklı olan babasının olaya müdahalesi ile işler değişiyor. Açıkçası kitabın sonu beklediğim gibi değildi ama zaten hikâye gerçek olunca beklentileri karşılamaması normal.

Pappas’ın aşkının esiri olan Madam D., karısının ilişkisini öğrendikten sonraki soğukkanlılığı ile Mösyö D., yine Pappas’a aşık şıpsevdi Madmazel Periponiçka, Tina’nın babası zengin ve eli kolu uzun olan Mösyö Golder, Abidin Dino’nun abisi ressam Arif Dino ve İbrahim Çallı gibi isimler satır aralarında. Beyoğlu sokaklarının en şatafatlı ve en varoş yerleri arasında usulca gezinen Fikret Adil’in kaleminden dönemin en güzel ayrıntılarını içeriyor kitap.

Üçüncü kitap Avare Gençlik ve Gardenbar Geceleri iki ayrı yazı bir kitapta yayınlanmış. Avare Gençlik bölümü kitabın neredeyse dörtte üçü. Odağına Nur, Nuri, Kadri ve Dan’ı alan bir aşk hikâyesi. Ana hikâyeye ek olarak birçok küçük hikâye devam ederken yine Beyoğlu’nun arka sokaklarından ayrıntılar tatlı tatlı işleniyor. Kitabın bir bölümünde Türk ressam kadınların sergi açılışından bahsediliyor. Kadri sergiyi düzenleyenlerden ve sergide iki resmi olan Mihri Hanım’dan Nur’a bahsediyor. O sıra Amerika’da olan Mihri Hanım’ın eserleri beğeni topluyor. Karakterlerin toplumsal yargılara karşı rahatlığı, birçok konuyu kendi aralarında tartışırken ki yorumları oldukça heyecanlı. Zaten yaşamları da öyle, dönemlerinin oldukça ilerisinde fikirleri ve yaşantıları var. Yabancıların özellikle de sanatçı yabancıların arkadaşları olduğu, Avrupa’ya gidip eğitim alan, bir süre orada yaşayıp çalışan Türk gençlerinin düşüncelerinin değişmesi oldukça normal aslında.

İkinci ve kısa olan kısım Gardenbar Geceleri’ni ise Fikret Adil Gardenbar yıkılınca kaleme almış. Gardenbar’ın tarihini yazıyor yazar, Kızılay’ın kadınların el işlerini satması için yaptığı pavyonun satılması, isminin Gardenbar olması, orada çalışan cambazları, gösteri dünyasından insanları, aktrisleri, ünlüleri, devamlı müşterisi olan bohemleri… Bölüm içerisinde boks, dans ve caz müziğin Türkiye tarihine de değinen yazar birçok ünlünün Gardenbar’da olan anılarını anlatıyor. Sonuna doğru da yıkılmasına bir sitemle yönetim ve belediyelere göndermeler yapıyor yazar. Gardenbar’ın alelade bir mekân olmadığından bir ‘seviyesi’ olduğundan bahsediyor. Bir dönem ülkeye yabancı artistin girmesinin yasak olması ile sığlaşan eğlence dünyasını ele alan Fikret Adil sözlerini şöyle bitiriyor;

“Gardenbar, genel savaştan bu yana süre gelen ünüyle durumu kurtarabilirdi. Fakat onu yıktık. Çünkü bina olarak iyi değildi. Daha iyisini yapacağız. Yalnız, binayı yapmak kolay, ‘hava’yı yapmak zordur. Gardenbar, bu yönden bir ‘seviye’idi…”

Yazan Aylin K.I.

Son Eklenenler

ALOŞNAME
KİTAPLARLA SANAT

ALOŞNAME

  •  247
  •   0
  • 03 Eylül 2022
BİYOGRAFİK VAN GOGH
KİTAPLARLA SANAT

BİYOGRAFİK VAN GOGH

  •  508
  •   0
  • 20 Temmuz 2022
KIYIDA TEK BAŞINA
KİTAPLARLA SANAT

KIYIDA TEK BAŞINA

  •  133
  •   0
  • 18 Temmuz 2022
BETÜL ATLI PLAK KAPAKLARI
SANATLANDINIZ

BETÜL ATLI PLAK KAPAKLARI

  •  155
  •   0
  • 15 Temmuz 2022
ŞAKİR PAŞA AİLESİ
KİTAPLARLA SANAT

ŞAKİR PAŞA AİLESİ

  •  388
  •   0
  • 02 Temmuz 2022
BÜYÜK İSTANBUL DEPRESYONU
SİNEMA

BÜYÜK İSTANBUL DEPRESYONU

  •  420
  •   0
  • 23 Mayıs 2022
COCO CHANEL NO 5
SANATLANDINIZ

COCO CHANEL NO 5

  •  325
  •   0
  • 23 Nisan 2022
SWATCH RESSAM SAATLERİ
SANATSAL HEDİYELER

SWATCH RESSAM SAATLERİ

  •  933
  •   0
  • 14 Mart 2022
1001 ALBÜM
KİTAPLARLA SANAT

1001 ALBÜM

  •  300
  •   0
  • 26 Şubat 2022
SELDA BAĞCAN PLAK
SANATLANDINIZ

SELDA BAĞCAN PLAK

  •  367
  •   0
  • 20 Şubat 2022
BAŞKA KEDİLER
KİTAPLARLA SANAT

BAŞKA KEDİLER

  •  387
  •   0
  • 12 Şubat 2022
GÜN İÇİNDE RADYODA
SANATLANDINIZ

GÜN İÇİNDE RADYODA

  •  439
  •   0
  • 25 Ocak 2022

0 Yorum Atıldı

Bu yazı için henüz yorum girilmemiştir

Yorum Yap

BİZİ İNSTAGRAMDA TAKİP EDİN

Instagram