MOSKOVA | Yeryüzünde Beyaz İzler
Bugün;

MOSKOVA

DEVASA YAPILARI, MÜKEMMEL METROLARIYLA DÜNYANIN EN PAHALI ŞEHİRLERİNDEN MOSKOVA

Kızıl Meydan, Kremlin, Kutafiya Kulesi, Troitskaya Kulesi, Beklemişhev Kulesi, Brovitskaya Kulesi, Çar Kolokol, Meçhul Asker Savaş Anıtı, Lenin Mozolesi, Rus Tarih Müzesi, Arbat Caddesi, Pushkin Müzesi, Novodeviçi Mezarlığı, Novodevichy Manastırı, İzmailovsky Market, Kurtarıcı İsa Katedrali, Gum AVM, Rusya Devlet Kütüphanesi, Aziz Vasil Katedrali, Büyük Peter Anıtı, Krutitsy Metochion, Moskova Metroları

Kızıl ordu korosundan Kalinka kulaklarımızda yukarılara, kuzeye doğru yola koyulduk. Rusya, Korkunç İvan’ın, Tatlin’in Rusya’sı, Nazım’ın, Chagall’ın, Dostoyevski’nin ve daha nicelerinin. 17,075,400 km2 yüzölçümü ile dünyanın en geniş ülkesi.  Pek çok kere yönetim şekli değişen Rusya Kiev Prensliği, Moskova Prensliği’nden sonra, adı sıkça duyulan Korkunç İvan ile Rusya Çarlığı kurulur. Daha sonra I.Petro ile Rusya İmparatorluğu, 1917 Ekim Devrimi ile Sovyetler Birliği ve son olarak 1991 yılında Rusya Federasyonu olarak yarı başkanlık tipi cumhuriyet halini alır.

Rusya’nın insanları bize biraz sert geldi. Bir müzede görevliye bir şey sorunca zaten çatık olan kaşlarına bir de ince ve sıkıca tutarak konuştuğu dudaklar eklenince R lere olan vurguyla birlikte hızlı ve sert konuşmaları bizi başta ürküttü. Ancak hem bu şekilde konuşup hem de yardımcı olmaya niyetli olduğunu görünce dedik ki tarzları böyle alınmayalım.

Rusya’ya gezi için öncelikle vize almak gerekiyor. Bu işlem uzun sürmesin ve evraklarla ilgili sıkıntı çıkmasın diye vize merkezinden başvurumuzu yaptık iki kişi için 1000 TL ödeyerek. Vizemiz çok geçmeden ertesi hafta onaylandı. Temmuz ayında İstanbul Sabiha Gökçen’den bindik uçağa ve Moskova Domodedovo Havaalanına 3 saat sonra indik. Sabiha Gökçen’de bilet girişi için sıra beklerken ellerinde el tartıları ile görevliler geldi. Birbirimize baktık Yavuz Alim’le. Evet, çantalarımız 50 litrelik ama biri 12 diğeri 14 kilo çıktı.

Bize sıra gelince görevli çantayı kaldırmaya çalışırken çanta kalkmadı. Bize baktı ne koydunuz bunun içine böyle deyince bizde işte fotoğraf makinesi bilgisayar falan dedik, güldü öğrenci misiniz dedi evet dedik. Çantaları çıkartsak ayrı ayrı çok oluyor kaybederiz diye hepsini bir yere topladık dedik. Tamam dedi gitti. Sonra önümüzde Pazar arabası ile bir teyze gördük, Pazar arabasıyla kabine girdi Rus teyzem.

Rusya’ya indiğimizde pasaport kontrole girdik, çok bir konuşma olmadan beyaz tenli sert, kemikli yüzlü yağız bir Rus genci evrakımı geri verdi welcome to Russia dedi. Benden bir iki dakika sonra Yavuz Alim geçti kontrolden. Exchange ofisinden 50$ kadar bozdurduk. Havaalanlarında çok para bozdurmuyoruz komisyonları fazla oluyor. Hostelimize gidecek kadar Ruble alıp tren istasyonuna geçtik. 1000Ruble vererek iki bilet aldık, 1 saatlik tren yolculuğundan sonra Moskova şehir merkezine geçtik.

Ben kendim küçük bir insanım evet ama şehirdeki her şey gerçekten çok büyük. Tüm yapılar görkemli. Rus heykelleri de öyledir zaten anıtsal hepsi. İnsanlar da çok şık giyimli ve güzeller, özellikle üniformaları çok iyi tasarlamışlar bayıldım. Havaalanındaki ve sokakta gördüğümüz diğer çalışanların formaları çok havalı duruyor.

Tek kullanımlık metro bileti alarak iki tanesi 110 Rubleden metroyla hostele geldik. Kuzeye gelmişken bir manası olsun dedik hosteli Winterfell Smolenskaya’dan tuttuk. Game of Thrones konsepti olan hostel neşeli ama odaları çok küçüktü. Dört gece için 349 TL tutan bir miktar ödedik. Eşyalarımızı bırakıp hemen dışarı çıktık temmuz ayı ama tabi ki serin hava. Hızlıca karnımızı doyurduk bir yerde ve dört gün buradayız diyerek dolum yapılabilen ulaşım kartı aldık 70+50 Ruble ödeyerek.

Kızıl Meydan’a yakın bir durakta inip yürüdük. Hava serin ve çok güzel Moskova Kremlinin çevresinde bir yürüyüş yaptık. Moskova’nın tam göbeğinde yer alan Kremlin 1495 yılına dayanan bir kompleks yapı. Şehir içindeki kale anlamına gelen Moskova Kremlini Rusya siyasi hayatının önemli yapılarından biri, 1990’da da Unesco Miras listesine alınmıştır. Güneyinde Moskova Nehri, Kızıl Meydan doğusunda ve Alexander Bahçesi batısındaki komplekste yer alan kuleler de etkileyici.

Farklı yıllarda eklemeler ile yapılan kuleler; Kutafiya Kulesi, Troitskaya Kulesi, Beklemişhev Kulesi, Brovitskaya Kulesi. Bunun dışında 1505-1600 yılları arasında yapılan Çan Kulesi’nin çanı Çar Kolokol (Çanların Çarı) 201 kg ağırlığında, 6 metre yükseklikte ve çapı da 6,6 metredir. Diğer adıyla Tsarsky Kolokol olan bronzdan yapılan çan bir yangın sırasında çatlamış şuan Kremlin’in bahçesinde sergileniyor ve dünyanın en büyük çanı olma sıfatını taşıyor.

Yürüyerek Meçhul Asker Savaş Anıtı’nın önüne geldik. Alexander bahçesinin duvarında yer alan savaş anıtı isimsiz askerlere adanmış. 2.Dünya Savaşında öldürülen Sovyet askerinin anısına yapılmış, anıtın önünde beş köşeli yıldızda yanan sonsuz alev yer alıyor. Askerlerin korumasında olan anıtın belli saatler arasında asker değişimlerinde törenler oluyor.

Hava kararmaya başlayınca Kızıl Meydan’da ışıl ışıl olmaya başladı. Gittikçe ısısı düşen Moskova akşamında Lenin Mozolesinin önünde bir yanımızda Rus Tarih Müzesi Kızıl Meydan’ın ortasında durduk, öylece durduk. Etrafa baktık, kalabalığın düşük tondaki gürültüsünü dinledik. Farklı bir şehirde olmak farklı bir kültürü görmek, onlar farkına varmadan sıradanlıklarında ve olağan olan yaşamlarının içindeler. Biz gözlemciler şimdi burada olanlar ve belki başka hiçbir zaman burada olamayacaklarız. Onlarsa çoğu zaman aynı bizim kendi yaşadığımız şehrin içindeki güzellikleri fark edemememiz gibi geçip gidiyorlar önümüzden. Biraz daha dolaşıp hostele geçtik. Küçük, penceresiz havasız odamıza.

Ertesi sabah havasız bir odada ne kadar güzel uyanılabilirse öyle uyandık. Hemen hazırlanıp çıktık. Hava yağışlı önümden klimt şemsiyeli bir kadın geçti, kahvaltı edecek bir yer arıyoruz. Markete girdik markette ufak bir oturma alanı vardı sandviç ve kvas alıp oturduk camın önündeki bar taburelerine, ikimiz için 220 Ruble verdik aldıklarımıza. Kvas’ı ilk kez Ukrayna’da içmiştik, mayalı alkolsüz yerel bir içecek, biz çok seviyoruz tadını oralara giderseniz mutlaka deneyin.

Hızlandı yağmur baya cama düşen damlalar hızlıca iniyor aşağıya. Damlalara bakarken bir Van Gogh gördüm. Şemsiyesinde iris çiçekleri olan bir kadın daha geçti camın ardından. Ne güzel, sanatı hayatına alan insanları görmek, bunu çok seviyorum herhangi bir ürünün üzerinde sanatsal bir baskı olmasını, müze mağazalarını talan ediyoruz bu yüzden. Neyse kahvaltımızı yapınca kalktık yağmurda biraz dinmiş gibi, yağmur sonrası güzelliği var.

Yakın olan hediyelik eşyaların ve antika dükkânlarının olduğu Arbat Caddesi’ne yürüdük. Cadde baya canlı, hediyelik eşyalar, geleneksel kıyafetler, antikacılar, kafeler ve ikinci el vintage kıyafet satan dükkanlar var. Birçok dükkana girip inceledik ürünleri. Fiyatları biraz pahalı geldi, planımızda yöresel bir pazar olduğundan buradan şimdilik bir şey almadık. Yürüyerek Pushkin Müzesi’ne geçtik, 1000 Ruble ve daha sonra ikinci bina için de 600 Ruble ödeyerek biletlerimizi aldık.

Devlet Güzel Sanatlar Müzesi olarak da bilinen müzenin geniş bir koleksiyonu var. Antik Mısır’dan modern sanata kadar birçok eserin yer aldığı müzede Batı Anadolu’dan çalınan Troya hazineleri de sergileniyor. Bunun dışında müzede birçok önemli eserin çok iyi yapılmış röprodüksiyonları var. Mesela bir tanesi Michelangelo’nun Davut heykeli. Aslına uygun olarak yeniden üretilen heykel büyük ilgi görüyor. Müze ile ilgili ayrıntılı yazımız için tık tık Puşkin Devlet Güzel Sanatlar Müzesi

Uzun bir müze gezisinden sonra acıkmış olarak Arbat Caddesine yürüdük ve bir şeyler yedikten sonra caddeyi gezdik sokakları ve dükkanları. Yaptığı heykelleri sokakta satan yaşlı bir adam gördük. Uzun beyaz saçları ve yine uzun beyaz sakalları ile havalı duruyordu. Yanına yaklaşıp heykellere baktık, biraz sohbet ettik, heykellerin Giacometti’ye benzediğini söyleyince adam birden kaşlarını çattı ve hayır benimkiler ondan daha iyi dedi. Uzun bir süre boyunca yaptığı heykelleri anlattı Giacometti’yi beğenmediğini, kendi yaptığı heykellerinin onunkiler gibi ruhsuz olmadığını, onun yaptıklarının her birinin ruhu olduğu söyleyip, eskizlerini gösterdi. Tam ikna olmadan yanından ayrıldık. Hostele doğru yürüdük yavaşça sokakların tadını çıkararak. Bir marketten 5 litrelik su aldık 80 Ruble’ye, hostele varınca yorgunluğumuz iyice arttı. Oda çok küçük pencere yok ve duşlardaki su soğuktu. Booking’te puanı yüksek olan hostelin ya biz çok kötü bir odasına denk geldik ya da gerçekten kötünün iyisi.

Sabah yine erkenden kalkıp düştük yollara. Bugün için ilk rotamız Nazım Hikmet’inde mezarının bulunduğu Novodeviçi Mezarlığı. Birçok Türk turist kafilesiyle de karşılaştık mezarlığı gezerken. Nazım Hikmet dışında burada mezarı olan Anton Çehov, Nikolay Gogol, Mihail Bulkagov gibi yazarlar da var. 1898 yılında İvan Maşkov tarafından tasarlanıp açılan mezarlığın girişinde anıtsal bir kapıyla karşılaştık. Bilgilendirme yazısı çok olmadığı için mezarları bulmakta zorlanabilirsiniz. Mezarlıkla aynı isimde yakında bir de manastır var Novodevichy Manastırı, Moskova’nın en eski manastırı olan yapı 2004 yılında Unesco dünya miras listesine alındı.

Buradan metro ile uygun fiyatları olduğunu düşündüğümüz İzmailovsky Market’e geçtik. Metrodan inince biraz yürüme ile pazarı gördük uzaktan. Masalsı bir yapıyı andırıyor görünüşü çok güzel. Yaklaştıkça paslı görüntüsü de ayrı bir hava katıyor tabi. Hediyelik antika pazarı olan büyükçe bir alan burası ve fiyatları merkeze göre daha uygun. Ayrıca merkezdeki hediyelik eşya dükkânlarındakinden çok daha iyi matruşkalar var. Burası ile ilgili ayrıntılı yazımıza bakabilirsiniz. Moskova’nın Hediyelik ve Antika Pazarı Izmaylovsky Market

Merkeze doğru gitmek üzere metro istasyonuna yürüdük. Rusların arasında ben biraz ufak kalıyorum, metroya giderken birkaç insan bana çarparak geçtiler ve dönüp özür bile dilememeleri çok kaba geldi bize. Rus Ortodoks kilisesi olan Kurtarıcı İsa Katedrali’ne (Cathedral of the Christ the Saviour) gitmek için indik metrodan ama katedralin önüne barikatlar koymuşlar, her yerde polis ve rahibelerle papazlar vardı. Sanırım onlar için önemli biri gelecek, içeri giremedik doğal olarak. Yağmur yağmaya başladı, gidip bir yerlerde yemek yiyelim dedik, gitmeden de Aziz Vasil Katedraline uğradık ama o da normal saatinden erken kapatmıştı. Yemek yemek için bir yere oturduk, bugün gerçekten çok yürümüştük, metroda aktarma yapacağımız sıra yaklaşık 15 dakika yürüdük, pazarın içi de büyük olduğundan ve tüm alanı gezmek istediğimizden orada da bolca yürümüştük.

Yemekten sonra Kızıl Meydandaki Gum alışveriş merkezine girdik. Birçok ünlü marka var burada ama biz yöresel ürün satan birkaç dükkan gezdik, matruşkalı bir kalem aldık 150 Rubleye. Bir dükkanda ki her şey matruşkalıydı. Kalem, magnet, elbise, çanta, kalemlik, gözlük kılıfı, yastık kılıfı ve daha birçok ürün, rengarenk matruşkalar eğlenceli duruyordu.

Dükkanı gezdikten sonra aşağıda bir kuyruk gördük dondurmacının önünde. Bizde gidip kuyruğa girdik, dondurma güzeldi hakikaten ve fiyatı uygundu, 25 Ruble. Biraz yorgun artık evin yolunu tutmaya karar verdik, hostele giderken Arbat Caddesi’nden geçtik, geçen gün beğendiğimiz müzik kutusunu aldık çünkü o İzmalovsky’de yoktu. Yarın sabah için de marketten kahvaltılıklar alıp hostele gittik, yarın erken kalkıp gelinlikle fotoğraf çekimi yapacağız.

Sabah erkenden kalkıp çıktık hostelden, Kızıl Meydan’a yakın bir iç çamaşırı dükkanında üstümüzü değiştirdik. Hava bulutlu ve biraz serindi, Rus Tarih Müzesi’nden meydana giriş yaptık, fotoğraf video çekimi yaptık uzunca bir süre. Avrupa’da olduğu gibi tebrik edenler olmadı çok. Çinli bir aile yanımıza yaklaşıp birlikte fotoğraf alabilir miyiz diye sordular bizde olur dedik, birlikte fotoğraf çekildik. Daha sonra Yavuz Alim bize de atar mısınız mail adresimi versem diyince Çinli aile ne dediğini anlamadığımız bir şeyler söyleyip maili almadan gittiler.

Başka bir kız, sanırım Rus idi, benim model olup olmadığımı sordu, Yavuz Alim’de she is my wife deyince gülüşüp gittiler. Aziz Vasil Katedrali’nin önüne yürüyüp biraz da orada fotoğraf alıyorduk ki yine bir aile fotoğraf çekilmek istedi, onlarla da çekildik. Hava iyice serinlemeye başlamıştı. Tekrar üstümüzü değiştirmek için giyindiğimiz mağazaya geri gittik. Çalışanlar pek sıcak karşılamasa da üzerimizi değiştirip gelinlikle damatlığı çantaya koyup, teşekkür edip ayrıldık.

Buradan Rusya Devlet Kütüphanesi’ne yürüdük. Önünde Dostoyevski’nin heykeli olan bina 1862 yılında kurulmuş, içerisinde 17,5 milyon kitapla dünyanın en büyük dördüncü kütüphanesi unvanını taşıyor. Kütüphanenin içerisindeki görevlilerden yardım alıp gezmeye çalıştık ama çoğu yer kapalıydı birkaç alanını gezdikten sonra kütüphane mağazasına uğradık.

Mağazada çok güzel kartpostallar vardı. Hangisini alsak diye biraz bakınca görevli rahatsız olup yanımıza geldi. Elimizdekileri alıp ödeme masasına koydu, henüz karar vermedik dedik ama İngilizce bilmiyordu. Neyse biz seçimimizi yapıp istediklerimizi alıp diğerlerini ayırdık.

Buradan çıkışta rengarenk soğanımsı yapısıyla eğlenceli Aziz Vasil Katedrali’ne geçtik.  1000 Ruble’ye bilet alıp girdik içeri, dışarısı gibi içi de eğlenceli ama çok küçük odacıklara ayrılmış bazı alanlar basık ve klostrofobik. Çamurumsu yapılarıyla burası bana Güell Park’ı anımsattı. 1555-1561 yıllarında Korkunç İvan tarafından zafer kutlamaları için yaptırılmış katedral. Korkunç İvan’dan şirin mi şirin bir katedral. Katedralin mağazasına girip bakındık. Rus yöresel kıyafetlerinin olduğu çok güzel kağıt bebekler aldık.

Buradan uzun bir yürüyüş ile Büyük Peter Anıtı’na gittik. Moskova Nehri ve Vodootvodny Kanalı’nın kesişim yerinde olan anıt 1997 yılında yapılmış. 98 metre uzunluğundaki anıt Gürcü sanatçı Zurab Tsereteli tarafından Büyük Pedro’nun kurduğu Rus Donanmasının yıldönümünü anmak için tasarlanır. Dünyanın sekizinci en yüksek heykelidir.

Buradan metro ile Park Pobedy istasyonunda inip Krutitsy Metochion Rus Ortodoks kilisesine geçtik. 13.yüzyıl sonlarında kurulan kilise 1780’lerde kapatılır ve yaklaşık iki yüzyıl boyunca askeri depo olarak kullanılır. 1991-1996 yıllarında restorasyondan sonra tekrar kilise olarak kullanıma açılır. İçeri girdiğimizde bir ibadet anına denk geldik, biraz gözlemleyip rahatsız etmemek adına çıktık. Tarihi dokusu ve sessiz bahçesinde huzurlu bir zaman geçirdik burada. Birazda yorgunduk, günlerdir üzerimizde olan bulutlar biraz aralanıp kilisenin bahçesindeyken üzerimize gelince, enerjimiz yerine geldi.

Metroyla merkeze geri dönüp, yemek yedikten sonra dinlenmek ve üzerimizi değiştirmek için hostele gittik. Moskova için merak ettiğimiz bir başka rota olan metro metrolar için geri çıkacağız akşam. Her biri müze gibi olan metro istasyonlarında fotoğraf çekimimiz biraz uzun sürdü ama değdi. Yerin altında böyle şaheserler olması, sıradan bir yolculuğu görkemli hale getiriyor. Biz de olsa keşke dedirtti. Yeraltındaki Sanat; Moskova Metrosu ve İstasyonları yazımıızı da okuyabilirsiniz.

Yağmurlu, serin ve de koşturmalı Moskova gezimiz bugün bitmiş oldu. Son istasyonumuz olan metrolardan sonra hostele dönüp çantalarımızı hazırladık yarın Vnukovo Havaalanından St.Petersburg uçuşumuz var. Daha da kuzeye…

Yazan Aylin K. I.

Son Eklenenler

PRAG
ÇEK CUMHURİYETİ

PRAG

  •  113
  •   0
  • 26 Nisan 2020
KRAKOW
POLONYA

KRAKOW

  •  73
  •   0
  • 22 Nisan 2020
AMSTERDAM
HOLLANDA

AMSTERDAM

  •  93
  •   0
  • 19 Nisan 2020
AMSTERDAM BİTPAZARI
HOLLANDA

AMSTERDAM BİTPAZARI

  •  84
  •   0
  • 19 Nisan 2020
LJUBLJANA
SLOVENYA

LJUBLJANA

  •  136
  •   0
  • 14 Nisan 2020
MİMAR SİNAN'IN İZİNDE
TÜRKİYE

MİMAR SİNAN'IN İZİNDE

  •  289
  •   0
  • 09 Nisan 2020
MOSKOVA METRO
RUSYA

MOSKOVA METRO

  •  154
  •   0
  • 01 Nisan 2020
MOSKOVA
RUSYA

MOSKOVA

  •  157
  •   0
  • Bugün;
EDİRNE GEZİSİ
EDİRNE

EDİRNE GEZİSİ

  •  251
  •   0
  • 23 Mart 2020
ROMA VE VATİKAN
İTALYA

ROMA VE VATİKAN

  •  253
  •   0
  • 01 Mart 2020
RÖNESANS ŞEHRİ FLORANSA
İTALYA

RÖNESANS ŞEHRİ FLORANSA

  •  265
  •   0
  • 25 Şubat 2020
GÜELL PARK
İSPANYA

GÜELL PARK

  •  560
  •   0
  • 01 Ekim 2019

0 Yorum Atıldı

Bu yazı için henüz yorum girilmemiştir

Yorum Yap

BİZİ İNSTAGRAMDA TAKİP EDİN

Instagram