AMSTERDAM | Yeryüzünde Beyaz İzler
19 Nisan 2020

AMSTERDAM

BİSİKLET ve KANAL ŞEHRİ AMSTERDAM

Van Gogh Müzesi, Leidseplein Meydanı, Coffee Shop, Rembrandtplein Rembrandt Meydanı, Magere Brug Köprüsü, Sex Müzesi, Dam Meydanı, Kırmızı Fener Mahallesi (Red light district), Waterlooplein Market (Bitpazarı)

Interrailimizin 9. Uğrağı olan Hollanda Amsterdam’a Belçika Brüksel’den trenle gece geldik. Kredi kartı kullanmadığımız için Booking üzerinden yaptığımız rezervasyon iptal edilmiş. Müsaitliği olduğunu düşündüğümüz Hostele metro kapalı olduğu için yarım saat kadar yürüyerek yorgun bir şekilde ulaştık. Tek bir gece için yer bulabildik, fena değildi oda (60 euro). Nasıl yorulmuşuz, her gittiğimiz şehirden hediyelikler, bitpazarlarından alışverişler derken zaten kum torbası gibi ağır olan çantalarımız iyice ağırlaşmıştı. Brüksel’de çekindiğimiz fotoğraf videoları hard diske yedekledikten sonra, çantalarımızı da düzenledikten sonra uyuyup kaldık.

Yıl 2020 Nisan ayı, 4 yıl olmuş gezeli hatırlamam her detayı mümkün değil, Lviv’den aldığımız kırmızı yumuşak kaplı defterden bakıyorum yazarken, Aylin’in günlüğünden yani. Okudukça hatırlıyor tebessüm ediyor ve sizlerle de paylaşıyorum. Trende Amsterdam’a gelirken görmüştük bisikletli insanları. Bisikletlilere ait yollar, onlara ait trafik lambaları, işleyen kuralları olan trafik. Göz alabildiğine bisiklet ve tabi ki köprü. Köprüler dar ama Venedik’teki gibi merdivenli değiller, düz yollar. Şehir hemen hemen sular altında gibi zaten rakım sadece 2 metre. Güzellikleri ile Unesco Dünya mirası listesindeki kanallarıyla, 90 adayı birbirlerine yaklaşık 1500 köprü ile bağlanmış. 12. Yüzyılda Amstel ırmağının yanına kurulan balıkçı köyünün geldiği hal, muazzam güzellikte. Evler ince uzun ayrı bir havası var bu şehrin.

Sabah uyanıp yaptık hostelde kahvaltımızı, kahvaltılar kuzeye çıktıkça güzelleşiyor. Akşam kalacak bir yer bulmamız gerektiği için çantalarımızı emanet bırakıp çıktık. Bisiklet kiraladık (Mac Bike). Artık tenimizde rüzgarı hissederek özgürce gezebileceğiz. Önceden baktığımız otelleri de gözden geçirerek, şehrin merkezindeki bir oteli tuttuk. (92 euro). İşlemleri yaparken Aylin bisikletlerimizi kolluyor girişte. Hırsızlık fena bir hal almış burada. Biz kiralarken çalınmaya karşı sigortalı yaptırdık. Sonra bahsedeceğim bu konudan detaylı. İşlemleri halledince diğer hostelden kaptık geldik eşyalarımızı. Sırtımızda kocaman çantalar, bisikletlerle... En beğendiğim fotoğraf karelerinden birini de o an yakaladık Amsterdamda.

13 numarada kalıyoruz, en üst kat, kanal manzaramız var çiçeklerle kaplı camımızdan baktığımızda. Ama çok daha güzel bir yere gideceğimiz için ayrıldık, Van Gogh müzesine gidiyoruz.

 

Aylin’in gözleri parlıyor, interrrail planımızı yaparken Aylnin’in ilk gitmek istediği yerlerden birisiydi. Amsterdam diyince bisiklet belirir aklımda, Aylin’in Van Gogh. Gözlerinden okunuyor sevinci, heyecanı. Koyduk bisikletlerimizi Van Gogh müzesinin bisiklet park alanına. Kilitledik bisiklet kadrosuna bağlı arka teker kilitlerini, ön tekerleri ve kadroyu da parmak kalınlığındaki ağır baklalı zincirlerle. Çok beklemedik aldık biletlerimizi (34 euro 2 kişi). Van Gogh’un otoportreleri, Patates Yiyenlerini, Signac, Gaugen e ait eserlerin de bulunduğu çok güzel bir müze. Aylin’in kaleminden Van Gogh Müzesi yazımızı okuyabilirsiniz. Tabi ki  de Müze mağazasına uğrayıp minik hediyelikler alarak (20,40 euro) ayrıldık. Bisikletle geçerken oyuncakçıda bir şempanze görmüştü Aylin, aklımızda kaldı dönüp aldık (50 euro), el kuklasıymış. Oda artık bizimle gezmeye başladı sonraki 10 ülkede sırtımızdaydı.

Eski kıyafetler satan dükkanlar gezdik, kilo işi satılıyor. Güzel uygulama, mağaza gibi tek fark kilo ile satılıyor olması.

Markete uğradık bişiler aldım atıştırmalık (7 euro) ben birde güzel kadınıma çiçek. Tribe soktular bizi, Aylin dışarda yine bisikletlerimizi gözlüyor, bir de o kadar kilit tak çıkar yoruyor insanı. Çıktığımda anlattı portatif eşyaları söküp, ikişer ikişer kilit takıp öyle giriyorlarmış markete. Biz de tabi gece hırsızlık yaptığını düşündüğümüz insanlara rastladık etrafı kollayarak bisikletlerin orda bir şeyler yapıyorlardı. Biraz etkilendik sanırım. Aldıklarımızı bir bankta yedikten sonra kaptık bisikletlerimizi, girdik trafiğe… Amsterdam’da bisiklet sürmek farklıymış onu anladık, stresli biraz kuralları unutuyoruz haliyle, tepki alıyoruz her yanlışımızda da. Yine de çok keyif aldık bisikletle şehri gezmekten.

1664’te şehir kapısının olduğu, 1876’da ilk atlı tramvay hattının ilk istasyonu, 1900’lerde de elektrikli tramvaya bırakan hattın olduğu meydana geldik, Leidseplein meydanı. coffee shop (çeşitli uyuşturucu maddenin satışına izin verilen mekan), cafe, bar, restoran, alışveriş mağazalarının da bulunduğu gece hayatı canlı bir yer.

Rembrandtplein yani Rembrandt Meydanına sürdük, orta çağlarda kent savunma duvarları varmış buralarda. İlerleyen süreçte süt ve süt ürünlerinin satıldığı Pazar meydanı olmuş. Günümüzde Hollandalı ressam Rembrandt’ın Flaman heykeltraş Louis Royer tarafından yapıla heykelin bu meydana koyuluşundan beri meydan ismini almış. Meydanda 2006 da 400. Doğum günü için Rembrandt’ın ünlü tablosu The Night Watch’ temsilen, Rus sanatçı Mikhail Dronov ve Alexander Taratynov tarafından yapılan bronz heykeller bulunuyor. Biz de inceledik eserleri.

Acıkmışız, Wok to Walk’tan Noodle yedik (5 euro). Amstel nehri üzerindeki açılır kapanır Magere Brug köprüsünü incelemek istedik. 1961 yılında yapıldığında çok dar olduğu için Sıska köprü demiş halk. 1871 de yeniden yapılmış ağaç kullanılarak. Değişikliklerle 1969 yılında son halini almış. Önceden el ile açılıp kapanan köprü şuan otomatik.

Neredeyse çoğu Avrupa ülkesinde gördüğümüz sex müzesine burada girelim dedik, (4 euro), girmek için girdiğimiz müze kötüydü çıktık. Amsterdamın şehir meydanı olan Dam Meydanına geldik. Geniş bir alan (100x200 metre) üzerine kurulu meydanda, Amsterdam Kraliyet Sarayı, Nieuwe Kerk (Yeni Kilise) farklı bir atmosfer oluşturmuş. Kutlama ve aktivitelerin yapıldığı yer. Madame Tussaud's Müzesi de burada, bu müze bizim ilgimizi çekmediği için zaman ayırmadık.

Red-light district yani Kırmızı Fener Mahallesi’ne doğru sürdük, sex shop, striptiz klüpleri, yetişkin sinemarı, fuhuş gibi cinsellikle alakalı işletmelerin yoğun olduğu bir mahalle. İsmi genelevlerde kullanılan kırmızı ışıklardan geliyor ve sadece burada değil uluslararası bir terime dönüşmüş. Cam arkasında bekleyen kadınlar gördük ama birkaç tane vardı, turistik yoğun ilgiden dolayı yerlerinin değiştirtildiği söyleniyor. Rahatsız olduklarını hissettiğimiz için fotoğraf almamayı tercih ettik ama atmosferi görmüş olduk.

İlk güne bu kadar anı sığdırabildik. Otelimize döndük.

Sabah erkenden kalkıp otelde kahvaltımızı yaptık, çıktık odamıza tekrar Gelinlik ve Damatlığımızı giyindik, dün fotoğraf için belirlediğimiz köprüye gitmek için. Fotoğraf makinemizi alıp bisikletlerin kilidini açtık, neyse ki çalınmamışlar. Aylin’in gelinliği biraz uğraştırdı bizi, ben arkada bagaja sıkıştırdım gelinliğin kuyruğunu.

Yol maceramız ayrı güzel oldu, Amsterdam, bisiklet, gelinlik hepsi bir arada sokaklardayız. Bir ara koca çöp kamyonu engel olduysa da Aylin’e (bisikletler inanılmaz ağır, kontrol etmekte zorlanıyoruz birde Aylin çakılı etekten dolayı) sürücü çok sempatik tavırlarla yol verdi.

Güzel fotolar aldık, birisinden rica ettik, çok kısa sürelerde köprü boş oluyor, o anı denk getirip aldı bizi.

Döndük otele, otelin önünde de aldık birkaç fotoğraf. Üzerimizi değiştirip çantaları topladık. Resepsiyona kum torbalarını (çantalarımızı) emanet edip, bisikletleri teslim etmeye çıktık (15 euro). Hemen önünde açılan Hollanda’nın en eski bitpazarı Waterlooplein Market’i gezmeye başladık.

Çok beğendiğimiz pazardan güzel eşyalarla ayrıldık. Otele yürüdük, daha interrail rotamızın yarısı bitmeden çanta kapasitemiz bitmişti. Zorlukla da olsa sığdırdık, taktık sırtımıza Almanya Berlin’e 15:00 treni için onbeş dakika yürüdük. Koltuk rezervasyonu yapmayarak 30 euroyu kurtardık (rezervasyon durumları ve ücretsiz trenler için okuyabilirsiniz) ve Interrail Global Pass’imizle ücretsiz olarak trene bindik.

Bekle bizi Almanya Berlin…

Yazan Yavuz A. I.

Son Eklenenler

PRAG
ÇEK CUMHURİYETİ

PRAG

  •  125
  •   0
  • 26 Nisan 2020
KRAKOW
POLONYA

KRAKOW

  •  74
  •   0
  • 22 Nisan 2020
AMSTERDAM
HOLLANDA

AMSTERDAM

  •  96
  •   0
  • 19 Nisan 2020
AMSTERDAM BİTPAZARI
HOLLANDA

AMSTERDAM BİTPAZARI

  •  85
  •   0
  • 19 Nisan 2020
LJUBLJANA
SLOVENYA

LJUBLJANA

  •  138
  •   0
  • 14 Nisan 2020
MİMAR SİNAN'IN İZİNDE
TÜRKİYE

MİMAR SİNAN'IN İZİNDE

  •  307
  •   0
  • 09 Nisan 2020
MOSKOVA METRO
RUSYA

MOSKOVA METRO

  •  157
  •   0
  • 01 Nisan 2020
MOSKOVA
RUSYA

MOSKOVA

  •  158
  •   0
  • 28 Mart 2020
EDİRNE GEZİSİ
EDİRNE

EDİRNE GEZİSİ

  •  256
  •   0
  • 23 Mart 2020
ROMA VE VATİKAN
İTALYA

ROMA VE VATİKAN

  •  257
  •   0
  • 01 Mart 2020
RÖNESANS ŞEHRİ FLORANSA
İTALYA

RÖNESANS ŞEHRİ FLORANSA

  •  267
  •   0
  • 25 Şubat 2020
GÜELL PARK
İSPANYA

GÜELL PARK

  •  566
  •   0
  • 01 Ekim 2019

0 Yorum Atıldı

Bu yazı için henüz yorum girilmemiştir

Yorum Yap

BİZİ İNSTAGRAMDA TAKİP EDİN

Instagram